Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



Açıklamalı atasözleri ve özdeyişleri için tıklayınız.
 
ATASÖZLERİ
Atasözleri Hakkında Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız.

Atalarımızın uzun gözlem ve tecrübeler sonunda vardıkları hükümleri hikmetli düşünce, öğüt ve örneklemeler yoluyla kısa ve kesin olarak anlatan, birçoğu mecazî anlam taşıyan, eskiden beri söylenegelmiş özlü söz (darb-ı mesel, kelâm-ı kibar, hikmet, ulular sözü, ata-baba sözleri, deyişat).

Özellikleri

1. Çoğunlukla halkın ortak bilgeliğini dile getirirler. Bu bakımdan anonim bir nitelik taşırlar. Daha çok sözlü gelenek içinde nesilden nesile geçerek yaşarlar.

2. Atasözleri zaman içinde ve bir kural dahilinde kalıplaşmış sözlerdir. Ne biçimi bozulabilir, ne de kelimelerin yeri değiştirilebilir.

3. Atasözleri diğer anonim halk edebiyatı ürünleri gibi doğmuştur. Başlangıçta bir söyleyeni olmuş, sonra bu söyleyen unutulmuş, daha sonra ise halk ortaya çıkan bu sözü benimsemiş, ardından da kendi düşünce gücü ve zevkiyle yoğurup işlemiştir.

4. Atasözlerinin bir kısmı ölçülü ve kafiyelidir. Bir mısra biçiminde olmasalar da bazı nazım özellikleri taşırlar (iç kafiye, son kafiye, aliterasyon vb.):

Her zaman papaz pilâv yemez. (Aliterasyon)
Kuş iki kanat bir kuyruk, ona dahi yel buyruk. (Son kafiye)

5. Atasözlerinin kimi gerçek anlamda; kimisi de başta mecaz olmak üzere cinas, intak, kinaye, teşbih, tezat gibi söz sanatlarıyla süslenerek kullanılmıştır:

Dost ile ye iç, alış veriş etme. (Gerçek)
Bugünün işini yarına bırakma. (Gerçek)
Baba malı tez tükenir, evlât gerek kazana. (Gerçek)
Sana vereyim bir öğüt: Kendi ununu kendin öğüt. (Mecaz)
Damlaya damlaya göl olur. (Mecaz)
Acı patlıcanı kırağı çalmaz. (Mecaz)
Dilim seni dilim dilim dileyim... (Cinas)
Yerine düşmeyen gelin, yerine yerine eskir. (Cinas)
Güvenme varlığa düşersin darlığa. (Tezat)
İstediğini söyleyen, istemediğini işitir. (Tezat)

6. Kimi atasözleri çok kısaltılmış hikâye, fıkra, karşılıklı konuşma biçiminde oluşturulmuştur:

Deveye sormuşlar: "Boynun neden eğri?" "Nerem doğru ki..." demiş. (Konuşma)
İt ite buyurmuş, it de kuyruğuna. (Hikâye)

7. Ortak dilde, bütün yurtta geniş kullanım alanı bulunan atasözlerinin yanı sıra, bir bölgede ya da dar bir alanda kullanılan mahallî atasözleri de vardır.

8. Anlam yönünden birbiriyle çelişkili gibi görünen atasözleri de vardır. Bu durum atasözünün söylendiği dönem, söylenme amacı, psikolojik ortam, söyleyen kişi ve atasözünün söylendiği çevreyle yakından ilgilidir. "Düşüne düşüne görmeli işi, sonra pişman olmamalı kişi." / "Sirkeyi, sarımsağı düşünen paça yiyemez." atasözleri ile "İyilik eden iyilik bulur." / "İyiliğe iyilik olsaydı, koca öküze bıçak olmazdı." atasözlerinde olduğu gibi.

9. Atasözleri nesirlerde öz, biçim ve dil yönünden bozulmadan kullanılmış, ancak kimi manzum eserlerde ölçü ve kafiye zoruyla bozularak kullanılmıştır:

Aşk ağlatır dert söyletir insanı.
Öz ağlarsa göz de ağlar demişler. (Bozulmamış)

Hemişe arpasını deme heyhat
Bil, özü artırır yüğrük olan at. (Bozulmuş)

10. Birbirinden ayrı düşmüş Türk ağızlarındaki ortak atasözlerinin aynı kaynaktan geldiği son derece açıktır:

Zaz bar, kis bar, asık kanday ne is bar. (Karakalpak)
(Yaz var kış var, ivecek ne iş var.)

Kılıç yarası sayalar, dil yarası sayalmaz. (Azerbaycan)
(Bıçak yarası ovulmaz, dil yarası onulmaz.)

11. Türk ağızlarındaki atasözlerinin yalnız kelime hazinesi, kelime sırası, üslûp özellikleri yönünden değil, fikir ve konu yönünden de ortak oldukları görülür. Bu ortaklık, açlık, aile, bilgi, birlik, çalışma, doğruluk, dost-düşman, dünya, eğitim, gençlik-ihtiyarlık, gönül, görgü, güzel-güzellik, hastalık-sağlık, hayvan, iktisat, insan-insanlık, iş, iyi-iyilik, sabır, yiğit-yiğitlik, zenginlik- fakirlik...gibi alanlara kadar uzar.

Atasözleri ile deyimleri ayırabilmek

Atasözleri ile deyimler arasında kimi benzerlikler vardır kuşkusuz. Deyimler de atasözleri gibi kalıplaşmış sözlerdir, mecaz anlam taşırlar ve anonim bir nitelik gösterirler. Ancak ayrıldıkları noktalar da belirgindir. Deyimler anlatıma güzellik, canlılık ve çekicilik katmak için kullanılırlar. Bu bakımdan genel kural niteliği taşımazlar. Atasözleri ise genel kural niteliği taşırlar; yol göstermek, ders ve öğüt vermek amacı güderler. Sözgelimi "Al malın iyisini, çekme kaygısını." atasözü, netleşmiş bir genel kuraldır. Denenmiş, uygulanmış, her zaman ve herkes için doğru olan bir genel kural niteliğinde biçimlenmiştir. Oysa "Göze batmak" sözünde genel bir kural yoktur. Çünkü her zaman, bakanları rahatsız edecek gibi uygunsuz ve aykırı görünmek mümkün değildir. Öte yandan, deyimler bir cümlede kullanılacak söz içinde yer alırlar; atasözleri ise, kendileri cümle yapısında olduğundan cümle içinde değil, cümle arasında kullanılır.

Atasözleri ile öz deyişleri (vecize) ayırabilmek

Atasözleri ile öz deyişler de gerek biçim, gerek konu bakımlarından birbirlerine benzerler. Ama onları birbirinden ayıran kesin bir ayırım da yok değildir. O da şudur: Öz deyişlerin söyleyenleri belli, atasözlerinin söyleyenleri belli değildir. Dolayısıyla öz deyişler kişinin, atasözleri ise halkın malıdır.

ATASÖZLERİNİ AÇIKLAMA

Edebî olarak açıklama, manası herkesçe anlaşılmayan kelimeler, deyimler, mazmunlar, telmihler, tarihî ve içtimaî hadiseler hakkında bilgi vermedir. Dolayısıyla kapalı, ne dediği herkesçe bilinmeyen, kavranması güç bir atasözünü anlaşılır hâle getirme işine de "Atasözünü açıklama" denir.

Karşımıza çıkan bir atasözünü açıklamaya geçmeden önce şu noktalar dikkatle ele alınmalıdır:

1. Unutulmamalıdır ki kimi atasözleri gerçek, kimi atasözleri de mecaz anlamda kullanılırlar. Öncelikle atasözünün gerçek anlamlı mı, mecaz anlamlı mı olup olmadığı araştırılıp belirlenmelidir. Çünkü açıklamanın yerinde, yanlışa kapılmadan, sağlıklı açıklanabilmesinin ilk anahtarı bu belirlemedir.

2. Belli ki her atasözü, bir hükmü bildiren özlü sözdür. Ancak her atasözünün de dayandığı bir temel, bir ana madde, bir öz vardır. Bunun da ikinci aşamada bulunması şarttır. Çünkü atasözünün (yani konunun) asıl incelenecek, üzerinde durulacak, temel alınacak, açıklanacak yanı burasıdır. Atasözünün ana maddesinin tam olarak ortaya çıkarılmaması, açıklayıcıyı ters bir yola, yanlış bir izaha sürükler. Hemen belirtelim ki, bir atasözünün ana maddesi, yani özü birkaç kelimeden ibarettir. Sözgelimi:

"Umut fakirin ekmeğidir" atasözünün ana maddesi "umut"tur.
"İşten artmaz, dişten artar" atasözünün ana maddesi "tutumluluk"tur.
"Deve boynuz ararken kulaktan olmuş" atasözünün ana maddesi "tamah (açgözlülük)"tür.
"Ağaç yaprağıyla gürler" atasözünün ana maddesi "dayanışma ve yardımlaşma"dır.

3. Üçüncü aşamada atasözünü açıklamaya yarayacak bilgilerin (özdeyiş, yakın anlamlı atasözleri, şiirler, yaşanmış örnekler, kısa fıkra ve hikâyecikler, anılar, izlenimler, gözlemler vs.) toplanması sağlanmalıdır.

4. Toplanan tüm bilgiler bir plân dahilinde sıraya konulup kullanılacak hâle getirilmelidir.

5. Kimi açıklama türlerinden (tanımlama, örnekleme, karşılaştırma, tanık ve kanıt gösterme) yararlanacak uygun bir plân dahilinde açıklamaya geçilmelidir.

6. Şurası muhakkak ki açıklama yaparken "Ana maddeden ayrılmamak, ana madde çevresinde sıralanan yardımcı düşüncelerin ana madde ile uygunluğunu sağlamak, anlatımı ilgi çekici bir üslûpla ele almak" (yani birlik, denge, canlılık) da daima akılda tutulacaktır.



Sinava Hazirlik