Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



OSMANLICA-TÜRKÇE SÖZLÜK
A

â (F.) [ 1 [آ .ünlem edatı ey, hey. 2.iki kelimenin arasına girerek, anlamı

pekiştiren yeni kelimeler türetmeye yarayan orta ek.

a’dâ (A.) [ اعدا ] düşmanlar.

a’dâd (A.) [ اعداد ] sayılar.

â’ik (A.) [ عائق ] engel.

a’lâ (A.) [ اعلی ] en yüksek, en yüce.

a’lâf (A.) [ آلاف ] otlar.

a’lâl (A.) [ 1 [اعلال .hastalıklar. 2.sebepler.

a’lâm (A.) [ 1 [اعلام .bayraklar. 2.özel isimler.

a’lem (A.) [ اعلم ] en iyi bilen.

a’mâ (A.) [ اعمی ] kör.

a’mâk (A.) [ اعماق ] derinlikler.

a’mâl (A.) [ اعمال ] işler, ameller, davranışlar.

a’mâr (A.) [ 1 [اعمار .ömürler. 2.yaşlar.

a’nî (A.) [ اعنی ] yani.

a’râb (A.) [ اعراب ] Araplar, çöl arapları.

a’râbî (A.) [ اعرابی ] çöl arabı.

a’râz (A.) [ اعراض ] belirtiler.

a’sâb (A.) [ اعصاب ] sinirler.

a’sâr (A.) [ اعصار ] yüz yıllar.

a’şâr (A.) [ اعشار ] öşür vergileri, onda birler.

a’şârî (A.) [ اعشاری ] ondalık.

a’vec (A.) [ اعوج ] yamuk, eğri büğrü.

a’ver (A.) [ اعور ] tek gözlü.

a’yâd (A.) [ اعياد ] bayramlar.

a’yân (A.) [ 1 [اعيان .ileri gelenler, eşraf, sosyete. 2.gözler.

a’yün (A.) [ 1 [اعين .gözler. 2.pınarlar.

a’zâ (A.) [ 1 [اعضا .üyeler. 2.organlar.

a’zam (A.) [ اعظم ] en büyük.

âb (F.) [ 1 [آب .su. 2.deniz. 3.ırmak. 4.tükürük. 5.özsuyu. 6.ter. 7.döl suyu.

8.sidik. 9.parlaklık. 10.yüzsuyu. 11.letafet, hava.

âb (F.) [ آب ] Ağustos.

âb -ı âbistenî [ 1 [آب آبستنی .meni; 2.bitkilerin yetişmesine neden olan su.

âb -ı adâlet [ 1 [آب عدالت .adalet suyu; 2.doğruluğun bereketi.

âb -ı ahmer [ 1 [آب احمر .kızıl su. 2.kırmızı şarap. 3.gözyaşı.

âb -ı âteşîn [ 1 [آب آتشين .ateşli su; 2.kırmızı şarap; 3.gözyaşı.

âb -ı bâdereng [ 1 [آب باده رنگ .kızıl su. 2.gözyaşı, kanlı gözyaşı.

âb -ı engûr [ 1 [آب انگور .üzüm suyu. 2.şarap.

âb -ı harâbât [ آب خرابات ] (meyhane suyu) şarap.

âb -ı kevser [ 1 [آب کوثر .cennet suyu, 2.şarap.

ab’âb (A.) [ عبعاب ] vantrolog.

abâ (A.) [ 1 [عبا .kaba yün kumaş. 2.aba.

âb⒠(A.) [ 1 [آباء .babalar. 2.gezegenler.

âbâd (A.) [ آباد ] ebedler.

âbâd (F.) [ آباد ] bayındır, mamûr.

âbâd etmek/eylemek 1.mamûr etmek. 2.zenginleştirmek. 3.huzur vermek.

âbâd olmak 1.mamûrlaşmak. 2.zenginleşmek. 3.huzura kavuşmak.

âbâdân (F.) [ آبادان ] bayındır.

âbâdânî (F.) [ آبادانی ] bayındırlık.

âbâdî (F.) [ 1 [آبادی .bayındırlık. 2.ince Hint kağıdı.

âbâl (A.) [ آبال ] develer.

âbân (F.) [ آبان ] Âbân ayı.

abâpûş (A.-F.) [ 1 [عباپوش .abalı. 2.derviş. 3.yoksul.

âbâr (A.) [ آبار ] kuyular.

âbcâme (F.) [ آبجامه ] su kabı.

âbçîn (F.) [ آبچين ] peştemal.

abd (A.) [ 1 [عبد .kul. 2.köle.

âbdân (F.) [ 1 [آبدان .su kabı. 2.mesane.

âbdâr (F.) [ 1 [آبدار .sulu. 2.parlak. 3.hoş

âbdendân (F.) [ 1 [آبدندان .bön. 2.âciz.

abdest (F.) [ 1 [آبدست .abdest. 2.paylama.

abdesthâne (F.) [ 1 [آبدستخانه .tuvalet. 2.abdest alınan yer.

abdestlik (F.-T.) kısa cübbe.

âbek (F.) [ 1 [آبک .sulu. 2.cıva.

abes (A.) [ عبث ] saçma, abes.

âbgîne (F.) [ 1 [آبگينه .kristal. 2.kadeh. 3.sürahi. 4.ayna. 5.gözyaşı.

âbgîr (F.) [ 1 [آبگير .havuz. 2.su birikintisi.

âbgûn (F.) [ 1 [آبگون .su rengi. 2.mavi.

abher (A.) [ 1 [عبهر .nergis. 2.zerrinkadeh çiçeği. 3.yasemin.

âbhîz (F.) [ آبخيز ] büyük dalga.

âbhord (F.) [ آبخورد ] nasip.

âbırû (F.) [ آبرو ] yüzsuyu.

âbî (F.) [ آبی ] mavi.

âbid (A.) [ 1 [عابد .ibadet eden. 2.erkek adı.

abîd (A.) [ 1 [عبيد .kullar. 2.köleler.

âbidât [ آبدات ] anıtlar.

âbide (A.) [ آبده ] anıt.

âbidevî (A.) [ آبدوی ] anıtsal.

âbile (F.) [ 1 [آبله .su çiçeği. 2.sivilce. 3.su kabarcığı.

âbir (A.) [ عابر ] yaya.

âbisten (F.) [ آبستن ] gebe.

âbistengâh (F.) [ آبستنگاه ] döl yatağı.

âbişhor (F.) [ 1 [آبشخور .sulama yeri. 2.nasip.

âbkâr (F.) [ 1 [آبکار .saka. 2.ayyaş.

âbkeş (F.) [ 1 [آبکش .saka, su çeken. 2.kevgir.

âbnûs (F.) [ آبنوس ] abanoz.

âbrâh (F.) [ آبراه ] su yolu, kanal.

abraş (A.) [ ابرش ] alacalı.

âbrîz (F.) [ 1 [آبریز .tuvalet. 2.ıbrık.

âbşâr (F.) [ آبشار ] çağlayan.

abûs (A.) [ عبوس ] somurtkan.

âbühava (F.-A.) [ آب و هوا ] iklim.

âbzih (F.) [ 1 [آبزه .su kaynağı. 2.gözyaşı.

âc (A.) [ عاج ] fildişi.

âc (F.) [ آج ] ılgın ağacı.

acâib (A.) [ عجائب ] tuhaf, ilginç, acaip.

acâleten (A.) [ عجالة ] alelacele.

aceb (A.) [ 1 [عجب .tuhaflık. 2.acaba.

acebâ (A.) [ عجبا ] acaba.

acele (A.) [ عجله ] acele.

aceleten (A.) [ عجلة ] çarçabuk, alelacele.

acem (A.) [ 1 [عجم .arap olmayan. 2.İranlı, acem.

acemaşîran (A.) [ عجم عشيران ] Türk mûsikisinde bir makam.

acemce (A.-T.) Farsça.

acemî (A.) [ 1 [عجمی .deneyimsiz, acemi. 2.İranlı.

acemistan (A.-F.) [ عجمستان ] İran.

acemiyân (A.-F.) [ 1 [عجميان .deneyimsizler. 2.İranlılar.

aceze (A.) [ عجزه ] düşkünler, âcizler.

acîb (A.) [ عجيب ] tuhaf, acayip, ilginç.

acîbe (A.) [ عجيبه ] şaşılacak şey.

âcil (A.) [ عاجل ] acil.

âcilen (A.) [ عاجلا ] derhal, acil olarak.

acîn (A.) [ عجين ] macun, yoğurulmuş.

âciz (A.) [ 1 [عاجز .aciz. 2.ben.

âcizâne (A.-F.) [ 1 [عاجزانه .acizce. 2.alçakgönüllüce.

âcizî (A.-F.) [ عاجزی ] acizlik.

âciziyyet (A.) [ عاجزیت ] acizlik.

âcizleri (A.-T.) bendeniz, ben.

acûl (A.) [ عجول ] aceleci.

acûlâne (A.-F.) [ عجولانه ] acele acele.

acûz (A.) [ 1 [عجوز .kocakarı. 2.cadı.

acûze (A.) [ 1 [عجوزه .kocakarı. 2.cadı.

âcür (F.) [ 1 [آجر .tuğla. 2.kiremit.

acz (A.) [ عجز ] acizlik, çaresizlik, bir şey yapamama.

âdâb (A.) [ 1 [آداب .edepler, terbiyeler. 2.yol yordam.

adalât (A.) [ عضلات ] kaslar.

adale (A.) [ 1[عضله .kas. 2.kaslar.

adâlet (A.) [ عدالت ] adalet.

adaletkâr (A.-F.) [ عدالتکار ] adil, adaletli.

âdât (A.) [ عادات ] âdetler, alışkanlıklar.

adâvet (A.) [ عداوت ] düşmanlık.

adâvet etmek/eylemek düşmanlık gütmek.

add (A.) [ عد ] sayma, görme, değerlendirme, kabul etme.

addedilmek sayılmak, görülmek, değerlendirilmek.

addetmek/eylemek saymak, görmek, değerlendirmek.

addolunmak sayılmak, kabul edilmek.

aded (A.) [ عدد ] sayı.

adeden (A.) [ عددا ] sayıca.

adedî (A.) [ عددی ] sayısal.

âdem (A.) [ 1 [آدم .ilk insan, Adem Peygamber. 2.insan, adam.

adem (A.) [ عدم ] yokluk, bulunmama, adem.

adem -i muvaffakiyet [ عدم موفقيت ] başarısızlık.

adem -i muvazenet [ عدم موازنت ] dengesizlik.

adem -i riâyet [ عدم رعایت ] uymama..

adem -i te’lîfiyet [ عدم تأليفيت ] uzlaşamama, bir araya gelememe.

adem -i teveccüh [ عدم توجه ] ilgisizlik.

ademâbâd (A.-F.) [ عدم آباد ] yokluk ülkesi.

âdemhâr (A.-F.) [ آدم خوار ] yamyam, insan yiyen.

âdemî (A.-F.) [ 1[آدمی .insanoğlu. 2.insanlık.

âdemiyân (A.-F.) [ آدميان ] insanlar.

âdemiyyet (A.) [ 1 [آدميت .insanlık. 2.adamlık.

ades (A.) [ عدس ] mercimek.

adese (A.) [ عدسه ] mercek.

âdet (A.) [ عادت ] alışkanlık, âdet.

âdeta (A.) [ عادتا ] basbayağı.

âdeten (A.) [ عدتا ] âdet olarak, geleneklere göre.

adhâ (A.) [ اضحی ] kurbanlar.

âdi (A.) [ عادی ] sıradan, âdi, değersiz.

adîd (A.) [ عدید ] birçok.

adîde (A.) [ عدیده ] birçok.

âdil (A.) [ عادل ] adaletli.

adîl (A.) [ عدیل ] eşit, denk.

âdilâne (A.-F.) [ عدلانه ] adilce.

adîm (A.) [ عدیم ] yok olan.

adîmülimkân (A.) [ عدیم الامکان ] imkânsız.

âdiye (A.) [ عادیه ] alışılmış, sıradan.

adl (A.) [ عدل ] adalet.

adl⒠(A.) اضلاع ] kenarlar.

adlî (A.) [ عدلی ] adalet ile ilgili.

adliyye (A.) [ عدليه ] mahkeme, adliye.

adn (A.) [ عدن ] cennet.

adû (A.) [ عدو ] düşman.

âfâk (A.) [ آفاق ] ufuklar.

âfâkî (A.) [ 1 [آفاقی .nesnel. 2.şuradan buradan konuşma.

âfât (A.) [ آفات ] afetler, belalar.

âferîde (F.) [ آفریده ] yaratık, yaratılmış, mahluk.

âferîdgâr (F.) [ آفریدگار ] yaratan, Tanrı.

âferîn (F.) [ آفرین ] bravo, çok yaşa, aferin.

âferîn (F.) [ آفرین ] yaratan.

âferînende (F.) [ آفریننده ] yaratıcı.

âferîniş (F.) [ آفرینش ] yaratılış.

âfet (A.) [ 1 [آفت .afet, bela, felaket. 2.güzel sevgili.

âfet -i cân [ 1 [آفت جان .can belası. 2.güzel.

âfet -i devrân [ 1 [آفت دوران .güzel, dilber.

âfetengîz (A.-F.) [ آفت انگيز ] afet getiren.

âfetresân (A.-F.) [ آفت رسان ] bela getiren.

âfetzede (A.-F.) [ آفت زده ] belaya uğramış, afet görmüş.

afîf (A.) [ عفيف ] iffetli.

âfil (A.) [ 1 [آفل .batan. 2.görünmez olan.

âfitâb (F.) [ آفتاب ] güneş.

âfitâbcemâl (F.-A.) [ آفتاب جمال ] güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi

parlayan, sevgili, maşuk.

âfiyet (A.) [ عافيت ] esenlik.

âfiyet bulmak sağlığına kavuşmak.

afiyetbahş [ آفيت بخش ] afiyet verici.

afrika (A.) [ افریقا ] Afrika kıtası.

afsun (F.) [ افسون ] büyü, efsun.

âftâb (F.) [ آفتاب ] güneş.

âftâbe (F.) [ آفتابه ] ıbrık, su kabı.

âftâbgîr (F.) [ آفتابگير ] güneş alan, güneş gören.

âftâbî (F.) [ آفتابی ] güneşlik.

âftâbrû (F.) [ آفتاب رو ] parlak yüzlü.

afv (A.) [ عفو ] bağışlama, af.

âgâh (F.) [ آگاه ] haberdar.

âgâh etmek haberdar etmek.

âgâh olmak haberdar olmak.

âgâhî (F.) [ آگاهی ] haberdarlık.

âgeh (F.) [ آگه ] haberdar.

âgehî (F.) [ آگهی ] haberdarlık.

âgîn (F.) [ آگين ] dolu.

âgûş (A.) [ آغوش ] kucak.

âğâliş (F.) [ آغالش ] kışkırtma.

ağayân (T.-F.) [ آغایان ] ağalar.

âğâz (F.) [ 1 [آغاز .başlama. 2.başlangıç.

ağbiyâ (A.) [ اغبيا ] kalın kafalılar.

âğişte (F.) [ آغشته ] bulaşmış, bulanık.

ağlâl (A.) [ 1 [اغلال .boyunduruklar. 2.zincirler.

ağlât (A.) [ اغلاط ] hatalar.

ağleb [(A.) [ اغلب احتمال ] çoğunlukla, genellikle, sık sık.

ağleb -i ihtimâl [ اغلب احتمال ] büyük bir ihtimalle, büyük bir olasılıkla.

ağnâ (A.) [ اغنی ] en zengin.

ağnâm (A.) [ اغنام ] koyunlar.

ağniyâ (A.) [ اغنيا ] zenginler.

ağniye (A.) [ اغنيه ] şarkılar.

ağrâs (A.) [ اغراس ] fidanlar.

ağrâz (A.) [ اغراض ] maksatlar.

ağsân (A.) [ اغصان ] dallar.

ağşiye (A.) [ 1 [اغشيه .perdeler. 2.zarlar.

ağyâr (A.) [ اغيار ] yabancılar.

ah (A.) [ 1 [اخ .kardeş. 2.dost.

âh (F.) [ 1 [آه .feryat etme, feryat. 2.ilenme.

âh almak biri tarafından kendisine ilenilmek.

âh ü zâr [ آه و زار ] âh edip inleme.

âhâd (A.) [ آحاد ] birler.

ahad (A.) [ احد ] bir.

ahali (A.) [ اهالی ] halk, ahali, insan topluluğu.

ahavât (A.) [ اخوات ] kızkardeşler.

ahbâb (A.) [ 1 [احباب .dostlar. 2.dost.

ahbap (A.) [ احباب ] dostlar, sevdikler.

ahbâr (A.) [ اخبار ] haberler.

ahcâr (A.) [ احجار ] taşlar.

ahd (A.) [ 1 [عهد .yemin, and. 2.çağ, devir. 3.söz verme.

ahd -i atîk [ عهد عتيق ] Tevrat, Zebur ve Mezâmir.

ahd -i cedîd [ عهد جدید ] İncil ve ekleri.

ahdar (A.) [ احضر ] yemyeşil.

ahdâs (A.) [ 1 [احداث .yeni olaylar. 2.dertler. 3.gençler.

ahdeb (A.) [ احدب ] kambur.

ahdnâme (A.-F.) [ عهدنامه ] ahitname, antlaşma metni.

ahdüpeymân (A.-F.) [ عهد و پيمان ] and.

âhek (F.) [ آهک ] kireç.

âhen (F.) [ آهن ] demir.

âhendil (F.) [ آهن دل ] acımasız.

âheng (F.) [ 1 [آهنگ .uyum, ahenk. 2.eğlence.

âheng -i esvât [ آهنگ اصوات ] ses uyumu.

âhengdâr (F.) [ آهنگدار ] uyumlu.

âhenger (F.) [ آهنگر ] demirci.

âhenggüzâr (F.) [ آهنگ گذار ] uyumlu, ahenkli.

âhenîn (F.) [ 1 [آهنين .demirden. 2.demir gibi.

âhenîndil (F.) [ 1 [آهنين دل .katı yürekli. 2.yiğit.

âhenk (F.) [ آهنگ ] ahenk, uyum.

âhenkdâr (F.) [ آهنگ دار ] uyumlu, ahenkli.

âhenkeş (F.) [ آهنکش ] miknatıs.

âhenrüba (F.) [ آهن ربا ] miknatıs.

âhensâ(y) (F.) [ آهن سای ] törpü.

âher (A.) [ آخر ] başka, diğer.

âheste (F.) [ آهسته ] yavaş, usul, ağır.

âhestegî (F.) [ آهستگی ] yavaşlık.

ahfâ (A.) [ اخفا ] en gizli.

ahfâd (A.) [ احفاد ] torunlar.

ahger (F.) [ اخگر ] kor ateş.

ahibbâ (A.) [ احبا ] dostlar, sevilenler; sevgililer.

ahid (A.) [ عهد ] söz, yemin.

ahidşiken (A.-F.) [ عهدشکن ] sözünden dönen, antlaşmayı bozan.

âhîhte (F.) [ آهيخته ] kınından çıkmış, sıyrılmış.

ahîr (A.) [ آخر ] son, en son.

âhir -i kâr [ 1 [آخر کار .sonunda. 2.sonuç.

âhirbîn (A.-F.) [ آخربين ] ileri görüşlü.

âhire (A.) [ آخره ] son.

ahîren (A.) [ اخيرا ] geçenlerde, son zamanlarda, son olarak.

âhiret (A.) [ آخرت ] öbür dünya.

âhiretlik (A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

âhirin (A.-F.) [ 1 [آخرین .sonuncu. 2.sonrakiler.

âhirkâr (A.-F.) [ آخرکار ] sonunda, nihayet.

âhirülemr (A.) [ آخرالامر ] sonunda, işin sonunda.

âhiz (A.) [ آخذ ] alan.

ahize (A.) [ آخذه ] alıcı gereç.

ahkâm (A.) [ احکام ] hükümler.

ahlâf (A.) [ اخلاف ] halefler.

ahlâk (A.) [ اخلاق ] huy, ahlak.

ahlâk -ı amelî [ اخلاق عملی ] uygulamadaki ahlak anlayışı.

ahlâk -ı hasene [ اخلاق حسنه ] iyi huy.

ahlâk -ı nazarî [ اخلاق نظری ] teorideki ahlak anlayışı.

ahlâk -ı zemîme [ اخلاق ذميمه ] kötü huy.

ahlâken (A.) [ اخلاقا ] ahlakça.

ahlâkiyat (A.) [ اخلاقيات ] ahlak bilgisi.

ahlâkiyûn (A.) [ اخلاقيون ] ahlakçılar.

ahlâm (A.) [ 1 [احلام .karmakarışık rüyalar. 2.düşazmalar.

ahlât (A.) [ اخلاط ] salgılar.

ahlât -ı erba’a [ اخلاط اربعه ] dört özsuyu kan, salya, safra, dalak.

ahmak (A.) [ احمق ] budala, aptal, ahmak.

ahmakâne (A.-F.) [ احمقانه ] ahmakça.

ahmakî (A.-F.) [ احمقی ] ahmaklık.

ahmer (A.) [ احمر ] kırmızı, kızıl.

ahrâm (A.) [ 1 [احرام .kutsal yerler. 2.haremler. 3.hanımlar, eşler.

ahrâr (A.) [ احرار ] özgürler.

ahrârâne (A.-F.) [ احرارانه ] özgürce.

ahrâs (A.) [ احراس ] koruyucular, muhafızlar.

ahret (A.) [ آخرت ] öbür dünya, ahiret.

ahretlik (A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

ahsâs (A.) [ احساس ] duygular.

ahsen (A.) [ احسن ] en güzel.

ahşâ’ (A.) [ 1 [احشاء .iç organlar, 2.bölgeler, yöreler.

ahşâb (A.>T.) [ 1 [اخشاب .ahşap. 2.keresteler.

ahşâm (A.) [ احشام ] maiyet.

ahtâb (A.) [ احطاب ] odunlar.

ahtâr (A.) [ اخطار ] tehlikeler.

âhte (F.) [ 1 [آخته .iğdiş edilmiş. 2.kınından çıkarılmış.

ahter (F.) [ اختر ] yıldız.

ahter -i dünbâledâr [ اختر دنباله دار ] kuyruklu yıldız.

ahterbîn (F.) [ اختربين ] astrolog, yıldızbilimci.

ahterşinâs (F.) [ اخترشناس ] yıldızbilimci.

ahterşümâr (F.) [ 1 [اخترشمار .yıldızbilimci. 2.geceleri uyuyamayan.

ahu (A.) [ اخو ] kardeş.

âhû (F.) [ آهو ] ceylan, karaca.

âhûbere (F.) [ آهوبره ] ceylan yavrusu.

âhûdil (F.) [ آهودل ] ödlek, korkak.

âhund (F.) [ آخوند ] molla, hoca.

âhûnigah (F.) [ آهونگاه ] ceylan bakışlı.

âhur (F.) [ آخر ] ahır.

âhuvân (F.) [ آهوان ] ceylanlar.

âhûvâne (F.) [ آهوانه ] ceylan gibi.

âhüvâh(F.) [ آه و واه ] feryat, sızlanma, hayıflanma.

âhüvâveylâ (F.-A.) [ آه و واویلا ] feryat, âh çekme, figan etme.

âhüzâr (F.) [ آه و زار ] âh çekip inleme.

ahvâl (A.) [ احوال ] haller, durumlar.

ahvâl -i âdiye [ احوال عادیه ] olağan haller.

ahvâl -i sıhhiye [ احوال صحيه ] sağlık durumu

ahvef (A.) [ اخوف ] en korkunç.

ahvel (A.) [ احول ] şaşı.

ahyâ (A.) [ احيا ] diriler.

ahyâl (A.) [ اخيال ] yılkılar.

ahyânen (A.) [ احيانا ] arasıra, kimi zaman.

ahyâr (A.) [ اخيار ] iyiler.

ahyât (A.) [ اخياط ] iplikler.

ahz (A.) [ اخذ ] alma.

ahz ü kabul etmek alıp kabul etmek.

ahzâb (A.) [ 1 [احزاب .kütleler. 2.partiler. 3.Ahzâb sûresi.

ahzân (A.) [ احزان ] hüzünler.

ahzar (A.) [ اخضر ] yeşil.

ahzen (A.) [ احزن ] çok hüzünlü.

ahzetmek almak.

ahzüi’tâ (A.) [ اخذ و عطا ] alış veriş.

ahzükabz (A.) [ اخذ و قبض ] alıp sahip çıkma.

âid (A.) [ 1 [عائد .ait, ilişkin. 2.geri dönen.

âidât (A.) [ عائدات ] gelirler, aidat.

âide (A.) [ عائده ] kâr, kazanç, gelir.

âika (A.) [ عائقه ] engel.

âile (A.) [ 1 [عائله .aile. 2.eş, karı.

ailevî (A.) [ عائلوی ] aile ile ilgili.

âjeng (F.) [ آژنگ ] buruşuk, cilt kırışığı.

âk (A.) [ عاق ] serkeş.

akab (A.) [ 1 [عقب .arka, art. 2.topuk, ökçe.

akabât (A.) [ 1 [عقبات .yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.

akabe (A.) [ 1 [عقبه .geçilmesi güç geçit. 2.yokuş.

akabinde (A.-T.) ardından.

akâid (A.) [ عقائد ] inançlar, akideler.

akâmet (A.) [ 1 [عقامت .verimsizlik, durgunlaştırma, aksatma. 2.kısırlık.

akar (A.) [ عقار ] kazanç sağlayan mülk.

akarât (A.) [ عقرات ] kazanç sağlayan mülkler, akarlar.

akbeh (A.) [ اقبح ] çok çirkin.

akd (A.) [ 1 [عقد .düğümleme, bağlama. 2.nikah. 3.kararlaştırma. 4.kurma.

akdâh (A.) [ اقداح ] kadehler.

akdâm (A.) [ اقدام ] ayaklar.

akdedilmek yapılmak, uygulanmak, icra edilmek.

akdem (A.) [ اقدم ] önce, önceki.

akdes (A.) [ اقدس ] en kutsal.

akdetmek/ eylemek yapmak, uygulamak, icra etmek, imzalamak, antlaşma

yapmak, sözleşme yapmak.

akıbet (A.) [ عاقبت ] son.

âkıbetbîn (A.-F.) [ عاقبت بين ] sonu gören, ileri görüşlü.

âkıbetendîş (A.-F.) [ عاقبت اندیش ] sonunu düşünen.

âkıbetülemr (A.) [ عاقبت الامر ] sonunda.

âkıl (A.) [ عاقل ] akıllı, akıl sahibi.

akıl (A.) [ عقل ] akıl.

âkılâne (A.-F.) [ عاقل ] akıllıca.

âkıle (A.) [ عاقله ] akıllı kadın.

âkır (A.) [ 1 [عاقر .kısır. 2.verimsiz.

âkid (A.) [ عاقد ] akit yapan.

akîde (A.) [ عقيده ] inanç, akide.

akîdefurûş (A.-F.) [ عقيده فروش ] inanç tüccarı.

akîk (A.) [ عقيق ] akik taşı.

âkil (A.) [ آکل ] yiyen.

akîm (A.) [ 1 [عقيم .kısır. 2.sonuçsuz.

akim kalmak gerçekleşememek, sonuçsuz kalmak.

akis (A.) [ عکس ] yansıma, aksetme, akis.

akl (A.) [ عقل ] akıl.

akl -ı bâliğ [ عقل بالغ ] ergin.

akl -ı evvel [ عقل اول ] Tanrı.

akl -ı küll [ 1 [عقل کل .doğadaki genel uyum. 2.Cebrail.

akl -ı mücerred [ عقل مجرد ] soyut akıl.

akl -ı selim [ عقل سليم ] sağduyu.

aklâm (A.) [ 1 [اقلام .kalemler. 2.yazı gereçleri. 3.devlet daireleri.

aklen (A.) [ اقلا ] akılca.

aklıselim (A.-F.) [ عقل سليم ] sağduyu.

aklî (A.) [ عقلی ] akılca, akıl bakımından, rasyonel.

akliyye (A.) [ عقليه ] akılcılık, rasyonalizm.

akliyyûn (A.) [ عقليون ] akılcılar, rasyonalistler.

akm (A.) [ عقم ] kısırlık.

akmâr (A.) [ اقمار ] aylar.

akmişe (A.) [ اقمشه ] kumaşlar.

akrabâ (A.) [ اقرباء ] akraba, yakınlar.

akran (A.) [ اقران ] yaşıtlar.

akreb (A.) [ اقرب ] en yakın.

akreb (A.) [ 1 [عقرب .akrep. 2.saat ibresi.

akrebek (A.-F.) [ عقربک ] saati gösteren ibre.

aks (A.) [ عکس ] yansıma, akis.

aks -i müddeâ [ عکس مدعا ] çatışkı.

aks -i sedâ [ عکس صدا ] yankı.

aksâ (A.) [ اقصی ] uzak, en son.

aksâ -yı emel [ اقصای امل ] ülkü, ideal.

aksâ -yı şark [ اقصای شرق ] Uzakdoğu.

aksâm (A.) [ اقسام ] kısımlar, bölümler.

aksâm -ı sâire [ اقسام سائره ] diğer kısımlar, öbür bölümler.

akser (A.) [ اقصر ] en kısa.

aksetmek yansımak, vurmak.

aksî (A.) [ 1 [عکسی .inatçı. 2.ters, zıt. 3.huysuz.

aksülamel (A.) [ عکس العمل ] tepki, reaksiyon.

akt⒠(A. [ 1 [اقطاع .kesmeler. 2.beylik araziler.

aktâb (A.) [ 1 [اقطاب .kutuplar. 2.azizler. 3.efendiler.

aktâr (A.) [ اقطار ] taraflar, yöreler.

aktâr-ı cihân [ اقطار جهان ] dünyanın her tarafı.

akûr (A.) [ عقور ] azgın, kudurmuş, saldırgan.

akûrâne (A.-F.) [ عقورانه ] kudurmuşçasına.

akvâl (A.) [ اقوال ] sözler.

akvâm (A.) [ اقوام ] kavimler.

akviyâ (A.) [ اقویا ] kuvvetliler.

âl (A.) [ 1 [آل .aile. 2.sülale. 3.evlat.

âl (A.) [ عال ] yüce, yüksek.

alâ (A.) [ علاء ] yücelik, şeref.

alâ (A.) [ علی ] üst, üstü, üzeri.

alâeyyihâl (A.) [ علی ای حال ] her nasıl olsa.

âlâf (A.) [ آلاف ] binler.

alâhide (A.) [ عليحده ] tek başına, başlı başına.

alâik (A.) [ علائق ] alakalar, ilgiler.

alâim (A.) [ ] işaretler, alametler.

alâim-i semâ [ علائم سما ] gökkuşağı.

alak (A.) [ 1 [علق .kan pıhtısı. 2.sülük.

alâka (A.) [ علاقه ] ilgi, alaka.

alâkabahş (A.-F.) [ علاقه بخش ] ilgilendiren, ilgili.

alâkadar (A.-F.) [ علاقه دار ] ilgili, alakalı.

alâkadar etmek ilgilendirmek.

alâkadar olmak ilgilenmek.

alakadârân (A.-F.) [ علاقه داران ] ilgililer.

alâkadrilimkân (A.) [ علاقدرالامکان ] olabildiğince.

âlâm (A.) [ آلام ] elemler, acılar.

alâmât (A.) [ علامات ] işaretler, alametler.

alâmet (A.) [ علامت ] işaret, iz, alamet, belirti. 2.çok iri.

âlât (A.) [ آلات ] aletler.

alâvechi (A.) [ علِی وجه ] üzere.

alâvefk (A.) [ علی وفق ] uygun olarak.

âlâyiş (F.) [ 1 [آلایش .bulaşma. 2.gösteriş.

aleddevam (A.) [ علی الدوام ] sürekli.

alef (A.) [ 1 [علف .ot. 2.hayvan yemi.

aleka (A.) [ 1 [علقه .kan pıhtısı. 2.balçık.

alelacele (A.) [ علی العجله ] çarçabuk.

alelâde (A.) [ علی العاده ] sıradan, bayağı.

alelamyâ (A.) [ علی العميا ] körükörüne.

alelekser (A.) [ علی الاکثر ] çok defa.

alelhusûs (A.) [ علی الخصوص ] özellikle.

alelıtlâk (A.) [ 1 [علی الاطلاق .genellikle. 2.rastgele.

alelicmâl (A.) [ علی الاجمال ] topluca.

alelinfirâd (A.) [ علی الانفراد ] birer birer.

alelistimrâr (A.) [ علی الاستمرار ] sürekli, aralıksız.

aleliştirâk (A.) [ علی الاشتراک ] ortaklaşa.

alelkifâye (A.) [ علی الکفایه ] yeterince.

alelumûm (A.) [ علی العموم ] genellikle, genelde, genel olarak.

âlem (A.) [ عالم ] dünya; evren.

alem (A.) [ 1 [علم .sancak. 2.alem. 3.nişan, alamet.

âlemârâ (A.-F.) [ عالم آرا ] dünyayı süsleyen.

alemdâr (A.-F.) [ علمدار ] sancaktar.

âlemefrûz (A.-F.) [ عالم افروز ] dünyayı parlatan.

âlemgîr (A.-F.) [ 1 [عالمگير .dünyayı fetheden. 2.dünyaya yayılan.

âlemiyân (A.-F.) [ عالميان ] insanlar.

âlemşümûl (A.) [ علم شمول ] dünyayı kaplayan.

âlemtâb (A.-F.) [ عالمتاب ] dünyayı aydınlatan.

alenen (A.) [ علنا ] açıkça.

alenî (A.) [ علنی ] açık, aşikâr.

âlet (A.) [ 1 [آلت .araç, alet. 2.aygıt.

alettafsîl (A.) [ علی التفصيل ] ayrıntılı olarak.

alettevâlî (A.) [ علی التوالی ] peşpeşe.

aleyh (A.) [ عليه ] karşı, karşıt; üzerine.

aleyhdar (A.-F.) [ عليه دار ] karşıt, zıt.

aleyhisselâm (A.) [ عليه السلام ] selam onun üzerine olsun.

âlî (A.) [ عالی ] yüce; yüksek.

âlîcâh (A.-F.) [ عالی جاه ] yüksek dereceli.

âlîcenâb (A.) [ 1 [عالی جناب .cömert. 2.haysiyetli.

âlihe (A.) [ آلهه ] ilahlar.

âlîhimmet (A.) [ عالی همت ] yüce himmetli.

âlîkadr (A.) [ عالی قدر ] saygıdeğer.

alîl (A.) [ 1 [عليل .hasta, hastalıklı, illetli. 2.sakat.

âlim (A.) [ عالم ] bilgin.

alîm (A.) [ عليم ] çok bilen.

âlîmakâm (A.) [ عالی مقام ] yüksek makamlı.

âlînazar (A.) [ عالی نظر ] yüksek görüşlü.

âlîşan (A.) [ عالی شان ] şanı yüce.

âliye (A.) [ عاليه ] yüce, yüksek.

aliyyülâlâ (A.) [ علی الاعلا ] en iyisi.

Allâh (A.) [ الله ] Tanrı, Allah.

allâme (A.) [ علامه ] büyük bilgin.

âlû (F.) [ آلو ] erik.

âlûbâlu (F.) [ آلوبالو ] vişne.

âlûd (F.) [ آلود ] bulanmış, bulaşmış.

âlûde (F.) [ آلوده ] bulanmış, bulaşmış.

âlûdedâmen (F.) [ آلوده دامن ] iffetsiz.

âlûdegî (F.) [ آلودگی ] bulaşma, bulaşıklık.

âlüfte (F.) [ 1 [آلفته .iffetsiz, fahişe. 2.alışık.

âmâc (F.) [ 1 [آماج .hedef. 2.nişan tahtası.

âmâcgâh (F.) [ آماجگاه ] nişan alınan yer.

âmâde (F.) [ آماده ] hazır.

âmâdegî (F.) [ آمادگی ] hazırlık.

a'mâl (A.) [ اعمال ] davranışlar, ameller.

âmâl (A.) [ آمال ] emeller.

âmâl (A.) [ آمال ] emeller.

âmâr (F.) [ 1 [آمار .sayım. 2.hesap.

amd (A.) [ عمد ] kasıt.

amden (A.) [ عمدا ] kasıtlı olarak.

âmed (F.) [ آمد ] gelme, geliş.

âmedşüd (F.) [ آمدشد ] geliş gidiş.

âmedüreft (F.) [ آمدورفت ] geliş gidiş.

âmedüşüd (F.) [ آمدوشد ] geliş gidiş.

amel (A.) [ 1 [عمل .iş. 2.ishal.

amele (A.) [ عمله ] işçi.

amelen (A.) [ عملا ] bilfiil, işleyerek.

amelî (A.) [ عملی ] pratik, uygulamalı.

ameliyât (A.) [ 1 [عمليات .işlemler, uygulamalar. 2.ameliyat.

ameliye(A.) [ عمليه ] işlem, uygulama.

âmennâ (A.) [ آمنا ] diyecek bir şey yok, inandık.

âmîhte (A.) [ آميخته ] karışık, karışmış.

amîk (A.) [ عميق ] derin.

âmil (A.) [ 1 [عامل .yapan, işleyen. 2.faktör, etken. 3.vergi memuru. 4.vali.

amîm (A.) [ عميم ] yaygın.

âmîn (A.) [ آمن ] amin.

âminen (A.) [ آمنا ] emin olarak.

âmir (A.) [ آمر ] emreden.

âmirâne (A.-F.) [ آمرانه ] emredercesine.

âmiyâne (A.-F.) [ عاميانه ] bayağı, avamca.

âmm (A.) [ عام ] genel, yaygın.

âmm (A.) [ عام ] yıl.

amm (A.) [ عم ] amca.

ammâ (A.) [ اما ] ama.

ammâba’d (A.) [( امابعد ] maksada gelince.

amme (A.) [ عمه ] hala.

amûd (A.) [ عمود ] direk.

amûden (A.) [ عمودا ] dikine.

amûdî (A.) [ عمودی ] dikey.

âmurziş (F.) [ 1 [آمرزش .bağışlama, affetme.

âmûz (F.) [ 1 [آموز .öğrenen. 2.öğreten.

âmûzgâr (F.) [ آموزگار ] öğretmen.

âmürzgâr (F.) [ آمرزگار ] bağışlayıcı, Tanrı.

âmürziş (F.) [ آمرزش ] bağışlama.

ân (A.) [ آن ] an.

an (A.) [ عن ] –den, -dan.

ân (F.) [ 1 [ان .çoğul eki -ler, -lar. 2.zarf yapan ek -erek, -arak.

ân (F.) [ آن ] alım, cazibe, hava.

an’anât (A.) [ عنعنات ] gelenekler.

an’ane (A.) [ عنعنه ] gelenek.

an’anevî (A.) [ عنعنوی ] geleneksel.

ânân (F.) [ آنان ] onlar.

anâsır (A.) [ عناصر ] unsurlar, elemanlar.

anâsır-ı erba’a [ عناصر اربعه ] dört unsur ateş, hava, su, toprak.

ânât (A.) [ آنات ] anlar.

anbean (A.-F.) [ آن به آن ] her an, gittikçe.

anber (A.) [ عنبر ] amber.

anberbû (A.-F.) [ عنبربو ] amber kokulu.

andelîb (A.) [ عندليب ] bülbül.

âne (F.) [ انه ] gibi anlamını verecek şekilde sıfat ve zarf yapan son ek.

anh (A.) [ عنه ] ondan.

anhâ (A.) [ عنها ] ondan.

anhâ (F.) [ آنها ] onlar.

ânî (A.-F.) [ 1 [آنی .bir an. 2.derhal.

ânifen (A.) [ 1 [آنفا .az önce, demin. 2.yukarıda.

âniyen (A.) [ آنيا ] bir anda, der hal, o anda.

ankâ (A.) [ عنقا ] zümrütüanka,

ankarîb (A.) [ عن قریب ] yakında, yakından, çok geçmeden.

ankasdin (A.) [ عن قصد ] kasıtlı olarak, bile bile.

ankebût (A.) [ عنکبوت ] örümcek.

ansamîmilkalb (A.) [ عن صميم القلب ] içtenlikle, canügönülden.

anûd (A.) [ عنود ] inatçı.

âr (A.) [ عار ] utanma, ar.

ar’ar (A.) [ 1 [عرعر .anırma. 2.dikenli ardıç.

ârâ (F.) [ آرا ] süsleyen.

âr⒠(A.) [ آراء ] oylar.

arâ’is (A.) [ عرائس ] gelinler.

arab (A.) [ عرب ] arap

arabî (A.) [ عربی ] arapça.

arak (A.) [ 1 [عرق .ter. 2.rakı.

arakçîn (A.-F.) [ عرقچين ] takke kavuk altı takkesi.

arakdâr (A.-F.) [ عرقدار ] terli.

arakıyye (A.) [ عرقيه ] derviş külahı.

ârâm (F.) [ 1 [آرام .dinlenme. 2.yerleşme.

ârâm etmek yerleşmek

ârâmbahş (F.) [ آرام بخش ] dinlendiren, huzur veren.

ârâmgâh (F.) [ 1 [آرامگاه .dinlenme yeri. 2.mezar.

ârâmiş (F.) [ 1 [آرامش .dinlenme. 2.huzur.

ârâste (F.) [ آراسته ] süslenmiş, süslü.

ârâyiş (F.) [ 1 [آرایش .süs. 2.süslenme.

araz (A.) [ 1 [عرض .işaret, belirti. 2.tesadüf.

arâzî (A.) [ اراضی ] yerler, arazi.

arbede (A.) [ عربده ] kavga.

arbedecû (A.-F.) [ عربده جو ] kavgacı.

ard (F.) [ آرد ] un.

ardbîz (F.) [ آردبيز ] elek.

arefe (A.) [ عرفه ] arife, bayramdan önceki gün.

ârız (A.) [ 1 [عارض .yanak. 2.gelen. 3.engel.

ârızî (A.) [ عارضی ] geçici.

ârî (A.) [ 1 [عاری .çıplak. 2.uzak, uzakta, soyutlanmış.

ârî (F.) [ آری ] evet.

ârif (A.) [ عارف ] bilen, arif, irfan sahibi.

âriyyet (A.) [ عاریت ] ödünç.

arîz (A.) [ عریض ] geniş, genişlemesine.

arman (F.) [ 1 [آرمان .özlem. sıkıntı.

arsa (A.) [ عرصه ] yer, meydan.

arş (A.) [ 1 [عرش .gök. 2.taht. 3.çardak.

arşa (A.) [ عرشه ] güverte.

arûs (A.) [ ] gelin.

arz (A.) [ 1 [ارض .yer. 2.dünya, yeryüzü.

arz (A.) [ 1 [عرض .genişlik, en. 2.enlem.

arz (A.) [ عرض ] sunma, arzetme.

arzan (A.) [ ارضا ] enine, genişliğine.

arzıhâl (A.) [ ارض حال ] dilekçe.

ârzû (F.) [ آرزو ] istek, heves.

asâ (A.) [ 1 [عصا .değnek, sopa. 2.derviş değneği.

âsâ (F.) [ آسا ] gibi.

asab (A.) [ عصب ] sinir.

asabî (A.) [ عصبی ] sinirli.

asabiyülmizac (A.) [ عصبی المزاج ] asabî mizaçlı.

asabiyyet (A.) [ عصبيت ] sinirlilik.

âsaf (A.) [ 1 [آصف .vezir. Hz. Süleyman’ın veziri.

asâkir (A.) [ عساکر ] askerler.

asalet (A.) [ اصالت ] asillik.

asamm (A.) [ اصم ] sağır.

âsân (F.) [ آسان ] kolay.

âsâr (A.) [ 1 [آثار .izler. 2.eserler.

âsâyiş (F.) [ 1 [آسایش .huzur. 2.güvenlik.

âsâyiş berkemâl [ آسایش برکمال ] her yerde huzur hakim.

asdika (A.) [ اصدقا ] gerçek dostlar.

asel (A.) [ عسل ] bal.

ases (A.) [ عسس ] gece bekçisi.

asfer (A.) [ 1 [اصفر .sarı. 2.soluk benizli.

asgar (A.) [ اصغر ] en küçük.

asgarî (A.) [ اصغری ] en az.

ashâb (A.) [ 1 [اصحاب .dostlar, arkadaşlar. 2.sahipler.

âsım (A.) [ 1 [عاصم .günahtan sakınan. 2.iffetli.

asır ba’de asır (A.) [ عصر بعد عصر ] asırlarca, yüzyıllarca.

âsî (A.) [ 1 [عاصی .isyancı. 2.günahkâr.

âsîb (F.) [ آسيب ] felaket, bela, zarar.

asîl (A.) [ 1 [اصيل .sağlam. 2.soylu.

asîlzâde (A.-F.) [ اصيل زاده ] soylu çocuğu, asilzade.

asîr (A.) [ عصير ] özsuyu, usare.

âsitan (F.) [ آستان ] eşik.

âsiyâ (F.) [ آسيا ] değirmen.

âsiyâb (F.) [ آسياب ] değirmen.

asker (A.) [ عسکر ] asker, er.

asl (A.) [ 1 [اصل .asıl. 2.kök. 3.gerçek.

asla (A.) [ اصلا ] hiçbir zaman.

aslî (A.) [ اصلی ] asıl.

aslünesl (A.-F.) [ اصل و نسل ] soy sop.

âsmân (F.) [ آسمان ] gök, gökyüzü.

âsmânî (F.) [ 1 [آسمانی .gökyüzüne ait. 2.melek. 3.açık mavi.

asnâm (A.) [ 1 [اصنام .putlar. 2.dilberler.

asr (A.) [ 1 [عصر .yüzyıl. 2.ikindi vakti.

asrî (A.) [ عصری ] modern.

âstân (F.) [ 1 [آستان .eşik. 2.tekke.

âstâne (F.) [ 1 [آستانه .eşik. 2.başkent. 3.tekke. 4.İstanbul.

âster (F.) [ آستر ] astar.

âstîn (F.) [ آستين ] yen.

âsûde (F.) [ آسوده ] rahat, huzurlu.

âsûdegî (F.) [ آسودگی ] huzur.

âsûdehâtır (F.-A.) [ آسوده خاطر ] gönlü rahat, huzurlu.

âsüman (F.) [ آسمان ] gökyüzü.

âş (F.) [ 1 [آش .yemek. 2.aşûre.

âşâm (F.) [ آشام ] içen.

aşer (A.) [ عشر ] on.

aşere (A.) [ عشره ] onlar.

aşhâne (F.) [ آشخانه ] mutfak.

âşık (A.) [ عاشق ] aşık.

âşıkân (A.-F.) [ عاشقان ] aşıklar.

âşifte (F.) [ 1 [آشفته .perişan. 2.iffetsiz kadın.

âşikâr (F.) [ آشکار ] açık, belli, aşikâr.

âşikâr etmek ortaya çıkarmak, belli etmek.

âşikâr olmak ortaya çıkmak, belli olmak.

âşikâre (F.) [ آشکاره ] açık, belli.

âşina (F.) [ 1 [آشنا .tanıdık, bildik. 2.bilen.

âşir (A.) [ عاشر ] onuncu.

aşîr (A.) [ عشير ] onda bir.

âşiren (A.) [ عاشرا ] onuncusu.

âşiyân (F.) [ 1 [آشيان .yuva. 2.ev.

aşk (A.) [ عشق] [عشق ] aşk.

âşkâr (F.) [ 1 [آشکار .açık, belli, aşikâr.

âşkârâ (F.) [ آشکارا ] açık, belli, aşikâr.

âşnâ (F.) [ آشنا ] tanıdık, dost, aşina.

âşnâyân (F.) [ آشنایان ] tanıdıklar, dostlar.

âşnâyî (F.) [ 1 [آشنایی .dostluk. 2.bilme, haberdarlık.

âşpez (F.) [ آشپز ] aşçı.

aşre (A.) [ عشره ] on.

âşûb (F.) [ 1 [آشوب .kargaşa. 2.karıştırıcı.

âşûbengîz (F.) [ آشوب انگيز ] kargaşa çıkaran.

âşûrâ (A.) [ عاشورا ] aşûre.

âşüfte (F.) [ 1 [آشفته .iffetsiz kadın. 2.perişan.

âşüftedil (F.) [ آشفته دل ] gönlü perişan.

ât (A.) [ ات ] çoğul eki -ler, -lar.

at’ime (A.) [ اطعمه ] taamlar, yiyecekler.

atâ (A.) [ عطاء ] bağış, ihsan, bahşiş.

atâbahş (A.-F.) [ عطا بخش ] bahşiş veren, ihsanda bulunan.

atâlet (A.) [ 1 [عطالت .durgunluk. 2.tembellik.

ataş (A.) [ عطش ] susuzluk.

atâyâ (A.) [ عطایا ] bağışlar, ihsanlar, bahşişler.

atebât (A.) [ 1 [عتبات .eşikler. 2.şiîlerin ziyaret yerleri Necef, Kerbela, Kâzımiye.

atebe (A.) [ عتبه ] eşik.

ateh (A.) [ عته ] bunama.

ateh getirmek bunamak.

âteş (F.) [ آتش ] ateş.

âteşbâr (F.) [ آتش بار ] ateş yağdıran.

âteşbâz (F.) [ آتشباز ] fişekçi.

âteşdân (F.) [ 1 [آتشدان .mangal. 2.ocak.

âteşdem (F.) [ آتش دم ] acı sözlü.

âteşefrûz (F.) [ آتش افروز ] ateş yakan.

âteşfâm (F.) [ 1 [آتش فام .ateş rengi. 2.kırmızı.

âteşfeşân (F.) [ آتش فشان ] ateş saçan.

âteşgâh (F.) [ آتشگاه ] ateşkede, ateşperest tapınağı.

âteşgede (F.) [ آتشگده ] ateşkede, ateşperest tapınağı.

âteşgîre (F.) [ 1 [آتش گيره .maşa. 2.çıra.

âteşgûn (F.) [ آتش گون ] ateş rengi, kırmızı.

âteşî (F.) [ 1 [آتشی .ateşli. 2.öfkeli, kızgın. 3.acı, dokunaklı. 4.cehennemlik.

âteşîn (F.) [ 1 [آتشين .ateşli. 2.hararetli.

âteşkâr (F.) [ آتش کار ] külhancı, ateşçi.

âteşmizâc (F.-A.) [ آتش مزاج ] sert mizaçlı.

âteşpâre (F.) [ آتش پاره ] kıvılcım.

âteşperest (F.) [ آتش پرست ] ateşe tapan, ateşperest.

atf (A.) [ 1 [عطف .eğme. 2.bağlaç. 3.çevirme,yöneltme.

atfen (A.) [ عطفا ] atıfta bulunarak,

atfetmek yöneltmek, vermek.

âtıf (A.) [ 1 [عاطف .şefkatli. 2.meyleden. 3.bağlayan.

âtıfet (A.) [ عاطفت ] şefkat gösterme.

âtıfetkâr (A.-F) [ عاطفتکار ] şefkat gösteren, gözeten.

âtıl (A.) [ 1 [عاطل .yararsız. 2.tembel.

âtî (A.) [ 1 [آتی .gelecek.

âtîdeki (A.-T.) [ ] ilerideki, aşağıdaki, gelecek olan.

atîk (A.) [ 1 [عتيق .eski, antik. 2.asil. 3.özgür.

atîka (A.) [ 1 [عتيقه .eski, antik. 2.asil. 3.özgür.

atîkiyyât (A.) [ عتيقيات ] arkeoloji.

âtiye (A.) [ آتيه ] gelecek.

âtiyen (A.) [ 1 [آتيا .gelecekte. 2.aşağıda görüleceği gibi.

âtiyülbeyân (A.) [ آتی البيان ] aşağıda açıklanacak olan.

âtiyüzzikr (A.) [ آتی الذکر ] aşağıda zikredilecek olan.

atiyyât (A.) [ عطيات ] bağışlar, ihsanlar.

atiyye-i seniyye [ عطيهء سنيه ] padişah tarafından verilen hediye.

atlas (A.) [ 1 [اطلس .atlas kumaş. 2.büyük harita, dünya haritası.

atnâb (A.) [ 1 [اطناب .ipler. 2.çadır ipleri. 3.ağaç kökleri.

ats (A.) [ عطس ] hapşırma, aksırma.

atse (A.) [ عطسه ] hapşırık, aksırık.

atş (A.) [ عطش ] susuzluk.

atşân (A.) [ عطشان ] susuz, susamış.

attar (A.) [ عطار ] attar, baharatçı.

attârî (A.-F.) [ 1 [عطاری .attarlık. 2.attar dükkanı.

atûfet (A.) [ عطوفت ] şefkat.

avâid (A.) [ عوائد ] gelirler.

avâkıb (A.) [ 1 [عواقب .sonuçlar. 2.sonlar.

avâlim (A.) [ عوالم ] âlemler, dünyalar.

avâm (A.) [ عوام ] halk tabakası.

avâmil (A.) [ 1 [عوامل .etkenler, faktörler.

avâmpesend (A.-F.) [ عوام پسند ] halkın beğendiği.

avân (A.) [ اوان ] zaman.

âvâre (F.) [ آواره ] aylak.

âvâreser (F.) [ آواره سر ] aylak.

avârız (A.) [ 1 [عوارض .belalar. 2.engeller. 3.geçici vergi.

avârif (A.) [ عوارف ] bilginler, arifler.

âvâz (F.) [ آواز ] ses.

âvâze (F.) [ 1 [آوازه .bağırma. 2.ün.

avdet (A.) [ عودت ] geri dönüş.

avdet etmek dönmek.

avene (A.) [ عونه ] yardakçılar, avene.

âvîze (F.) [ آویزه ] asılı.

avn (A.) [ عون ] yardım.

avrât (A.) [ عورات ] kadınlar.

avret (A.) [ عورت ] kadın.

âyâ (F.) [ آیا ] acaba.

ayân (A.) [ عيان ] açık, belli, aşikâr.

ayâr (A.) [ عيار ] ayar.

âyât (A.) [ آیات ] ayetler.

ayb (A.) [ عيب ] ayıp.

âyet (A.) [ 1 [آیت .ayet. 2.işaret.

âyîn (F.) [ 1 [آیين .tören. 2.ayin. 3.din.

âyine (F.) [ آینه ] ayna.

âyînhân (F.) [ آیين خوان ] ayin okuyan.

ayn (A.) [ 1 [عين .göz. 2.tıpkı. 3.ayın harfi.

aynen (A.) [ عينا ] tıpkı, aynen, olduğu gibi.

ayniyye (A.) [ 1 [عينيه .taşınabilir değerli eşya. 2.göz hastalıkları bölümü.

ayniyyet (A.) [ عينيت ] aynılık.

aynülyakîn (A.) [ عين اليقين ] kesin, kesin bilgi.

ayş (A.) [ عيش ] yaşama, keyif alma, gününü gün etme.

ayyâr (A.) [ 1 [عيار .kurnaz. 2.düzenbaz.

ayyârî (A.-F.) [ 1 [عياری .kurnazlık. 2.düzenbazlık.

azâb (A.) [ عذاب ] azap.

azab (A.) [ عزب ] bekar.

azâbengiz (A.-F.) [ عذاب انگيز ] azap veren.

âzâd (F.) [ آزاد ] özgür.

âzâde (F.) [ آزاده ] özgür.

âzâdî (F.) [ آزادی ] özgürlük.

azamet (A.) [ 1 [عظمت .büyüklük, ululuk. 2.çalım.

âzâr (F.) [ 1 [آزار .incitme. 2.inciten.

azdâd (A.) [ اضداد ] zıtlar, karşıtlar.

âzer (F.) [ 1 [آذر .ateş. 2.Âzer ayı.

âzerâsâ (F.) [ 1 [آذرآسا .ateş gibi. 2.ateş rengi.

azil (A.) [ عزل ] görevden alma.

âzim (A.) [ عازم ] kararlı.

azîm (A.) [ عظيم ] büyük.

azîmet (A.) [ عزیمت ] gitme, yola çıkma.

azimet etmek gitmek.

aziz (A.) [ عزیز ] değerli, saygın.

azîzan (A.-F.) [ عزیزان ] değerliler.

azîze (A.) [ 1 [عزیزه .sevgili. 2.saygın.

azl (A.) [ عزل ] görevden alma.

azm (A.) [ 1 [عزم .azim. 2.niyet.

azm (A.) [ عظم ] kemik.

âzmâyiş (F.) [ آزمایش ] deneme, sınama.

âzmend (F.) [ آزمند ] hırslı.

azrâ (A.) [ عذرا ] bâkire.

azrâil (A.) [ عزدائيل ] Azrail.

azrar (A.) [ اضرار ] zararlar.

azulât (A.) [ عضلات ] adaleler.

âzürde (F.) [ آزرده ] incinmiş, gücenmiş.




Sinava Hazirlik