Begil Oğlu Emren’in Destanı

Kam Gan oğlu Han Bayındır yine bir gün bü­yük çadırlarını kurarak İç Oğuz, Taş Oğuz beyle­rini divanına toplamıştır. Bu sırada Dokuz Tümen Gürcistan’ın haracı gelir. Bir at, bir kılıç ve bir çomaktan ibaret olan bu haracın azlığı Bayındır Han’ı üzer. Bunları beyler arasında nasıl böleceğini düşünürken Dede Korkut “üçünü de aynı yiğide verelim, Oğuz iline karakolluk yapsın” der. Sonun­da Begil adında bir yiğide verirler. Dedem Korkut kılıcı Begil’in beline bağlar. Begil atına binip hısım akrabasını ayırıp evini çözer ve Oğuzdan göç eyler. Berde’ye, Gence’ye gidip Dokuz Tümen Gürcistan ağzına yerleşerek karakol vazifesine başlar.

Begil yılda bir defa Bayındır Han’ın divanına gelmektedir. Yine bir gün Bayındır Han’dan adam gelerek Begil’i divana çağırır. Bayındır Han Begil’i tam üç gün ağırlar, azizler. Üç gün de av etiyle ağırlamak üzere av tertip ettirir. Av hazırlığı sırasında beylerin ki­misi atını, kimisi kılıcını, kimisi ok atmasını övmeye başlar. Salur Ka­zan ne atını, ne de kendisini över, sadece Begil’in hünerini söyler.

Gerçekten Begil av sırasında öyle herkes gibi ok kullanmamak­tadır. Avını yakalamak için yayını boynuna atarak onu kolayca dur­durmakta, zayıf ise belli olsun diye kulağını delip bırakmaktadır. Kazan işte bundan bahsederek “hüner atın mıdır, erin midir ?” diye sorar. Beyler “erindir” derler. Kazan bunu ata bağlar. Kazan’ın bu sözü Begil’e çok dokunur. Bayındır Han’ın he­diyelerini önüne dökerek divanı bırakıp evine dö­ner. Karısına Oğuza baş kaldırdığını söyleyerek Dokuz Tümen Gürcistan’a göçmelerini teklif eder. Karısı bırakmaz ve gözü gönlü açılsın diye Begil’i ava gönderir. Av sırasında Begil attan düşer ve sağ uyluk kemiği kırılır. Eve döner, kimseye söylemez. Fakat beş gün divana çıkmaz. Sonunda karısına durumu söyler. Böylece Begil’in ayağının kırıldığı her yana yayılır. Kâfir casusları bunu tekfura bil­dirirler. Tekfur Begil’in yurduna saldırmaya karar verir. Begil casuslarından bunu haber alınca oğlu­nu, Kazan’ı yardıma çağırmaya göndermek ister. Fakat oğlu Emren bunu reddederek düşmanın kar­şısına kendisinin çıkacağını bildirir.

Emren babasının atına binerek kâfirleri karşı­lar. Şökli Melik’in kâfirleri gelirler. Emren tekfurla yaptığı savaşta yenilecek gibi olunca Allah’a yal­varır. Tanrı da kendisine kırk kişilik kuvvet verir. Bunun üzerine tekfuru basıp altına alır. Tekfur Müslümanlığı kabul eder. Kâfirler dağılırlar. Akın­cılar kâfir ülkesini yağma ederler.

Begil şenlik yapar ve oğlunu hediyelerle bir­likte Bayındır Han’a götürür. Padişah, Kazan oğlu Uruz’un sağ yanında ona yer gösterir, elbiseler giydirir.

Dedem Korkut gelip şadlık çalar, bu Oğuzna­meyi düzenleyerek Emren’e ithaf eder. Gazilerin başından geçenleri anlatır.

Burada biten hikâyenin sonunda yine aynı ozan duası vardır.