Kam Büre Oğlu Bamsı Beyrek Destanı

     Kam Gan oğlu Han Bayındır, İç Oğuz ve Taş Oğuz beylerine büyük bir ziyafet veriyor. Pay Büre adında bir bey de orada hazır bulunmaktadır. Bir ara onun Kara Göne oğlu Kara Budak, Kazan oğlu Uruz, Kazılık Koca oğlu Bey Yigenek gibi gençlere bakarak ağladığı görülür. Sorarlar, oğlu olmadığı için ağladığını söyler. Beyler oğlu olması için dua ederler. Pay Bicen adındaki bir bey de kızı olsun diye dua ister, onun için de dua ederler. O da kızı olur­sa Pay Büre’nin oğlu ile beşik kert­me nişanlı yapacağını vadeder. Bir müddet sonra Pay Büre’nin bir oğlu, Pay Bicen’in bir kızı olur.

       Pay Büre bezirgânlarını oğ­luna armağanlar almak üzere Rum iline gönderir. Bezirgânlar İstanbul’a gelir, çocuk için bir at, bir yay, bir gürz alırlar. Aradan on beş sene geçer. Ço­cuk delikanlı olur. Bir gün av do­layısıyla babasının tavlasına gelir. Bu sırada İstanbul’dan dönmekte olan bezirgânlar da Kara Dervend ağzına gelmişlerdir. Fakat Evnük kalesinin kâfirleri bunlara saldıra­rak mallarını yağmalarlar. Bezirgânın biri Oğuz’a kaçarken önüne çıkan tavlada gördüğü yiğitten yardım ister. O yiğit kâfirleri yakalayıp malı kur­tarır. Önce yiğit, sonra bezirgânlar Pay Büre Bey’in evine gelirler. Çocuk baş kesip kan döktüğü için Dede Korkut gelip ona ad kor ve Bamsı Beyrek adını verir. Bu vesileyle beyler av tertip ederler. Beyrek bu avda bir geyiği kovalaya kovalaya yavuklusunun otağına gelir. Burada Pay Bicen kızı Banı Çiçek’le ok atar, at koşturur, güreş tu­tar. Üçünde de kızı yener ve Banı Çiçek olduğunu anlayınca yüzük takarak nişanlanır.

Avdan dönünce Bey­rek kızla evlenmek için teşebbüse geçer. Fakat kı­zın Delü Karçar adında bir kardeşi vardır, kız kar­ deşini isteyeni öldürmekte­dir. Delü Karçar’ın gönlünü yapmak üzere beyler Dede Korkut’u göndermeye karar verirler. Dede Korkut kaçma kovalama olunca değiştirmek üzere iki atla gider. Kardeşini Karçar’dan isteyince Delü onun peşine düşer ve yaka­lar. Fakat kılıç çalacağı sırada Dede’nin duasıyla eli havada kalır. Bunun üzerine Dede’ye yalvarır ve kızı vermeye razı olur. Dede’nin duasıyla kolu iyileşir.

Dede Korkut dönerek Delü Karçar’ın istediği bin at, bin deve, bin koç, bin köpek ve pireleri alır, Karçar’a götürür. Malları teslim ederken Karçar’ı soyarak pireleri topladığı ahıra sokar. Delü, pirele­rin hücumundan, Dede’nin tavsiyesi üzerine, ken­disini suya atmakla kurtulur ve düğün hazırlığına başlar. Fakat tam gerdeğe gireceği gece, Bayburt hisarının beyi yedi yüz kâfirle gelerek Beyrek’i ve otuz dokuz yiğidini tutsak eder, naibi de şehit olur.

Bunun üzerinden on altı yıl geçtiği hâlde Beyrek’in ölüsü dirisi bilinmez. Delü Karçar Ba­yındır Han’a başvurarak Beyrek’in dirisi haberi­ni getirene hediyeler, ölüsü haberini getirene kız kardeşini vereceğini söyler. Yalancı oğlu Yaltacuk isimli birisi bu işi üzerine alır, gidip Beyrek’in vak­tiyle kendisine vermiş olduğu gömleği kana bu­laştırarak Beyrek’in öldüğü haberini getirir. Banı Çiçek’i almak için küçük düğününü yapar, büyük düğününe mühlet kor.

Bu sırada Beyrek’in babası bezirgânlarını Beyrek’i aramaya gönderir. İki bezirgân gelip Bayburt’ta Beyrek’i bulur ve durumu anlatırlar. Beyrek kendisine âşık olan Bay­burt beyinin kızının yardımıyla ur­ganla hisardan aşağı inip kurtulur ve Oğuz’a gelir. Yurtlarında, önce, Yaltacuk’a geçeceği yolda suikast hazırlayan babasının çobanlarıyla karşılaşır. Sonra atını bir ozanın kopuzu ile değiştirerek evlerine uğrar. Fakat kendisini tanıtmaz. Bir eski deve çuvalını boynuna ge­çirerek deli ozan kılığında düğüne gider. Bu sırada düğünde güveyi, Budak, Uruz, Yigenek ve Şir Şem­seddin ile ok atmaktadır. Beyrek diğer ok atanları övdüğü hâlde güveye sövünce Yaltacuk kızarak yayını çekmesini söyler. Beyrek Yaltacuk’un yayını çekince yay iki parça olur. Sonra getirilen kendi yayı ile ok atarak güveyinin yüzüğünü parçalar. Bunun üzerine Kazan Bey bu deli ozana o günkü beyliğini verir ve hareketle­rinde serbest bırakır. Deli ozan da bütün düğün yemeğini döker, çalgıcıları döver. Kadınların top­landığı otağa gelir. Orada evlenen kızı oynatmak ister, Kısırca Yenge ile Boğaz­ca Fatma adlı iki kadını gelin diye oynattırırlarsa da, ozan aldanmaz ve sonunda Banı Çiçek oyuna kalkar. Burada deli ozan, Beyrek olduğu­nu anlatır. Düğün karışır ve Yaltacuk kaçarak Tana sazına girer. Beyrek sazı ateşleyin­ce çıkar, yalvarır ve Beyrek de bağışlar. Beyrek’in anası babası sevinir, babasının ağ­lamaktan kör olan gözleri Beyrek’in serçe parmağının kanı ile açılır.

      Beyrek otuz dokuz yiğidi ile iki bezirgânını kurtarmadan düğün yapmaz. Oğuz beyleri Bay­burt hisarı üzerine yürürler. Yapılan savaşta Kazan Bey, Şökli Melik’i, Delü Tundar, Kara Tekfur’ü, Bu­dak, Kara Arşları Melik’i öldürür, yedi kâfir beyi kılıçtan geçer. Beyrek, Yigenek, Kazan Bey, Kara Budak, Delü Tundar, Uruz Bey hisarı alırlar. Kâfi­rin kilisesini yıkıp cami yapar, keşişlerini öldürüp ezan okuturlar.

      Bayındır Han’a değerli hediyeler ayırırlar. Bey­rek, Melik’in kızını alıp geri döner. Kırk gün kırk gece toy düğün olur. Dede Korkut gelip destanlar söyler ve bu Oğuznameyi düzenleyerek Beyrek’e ithaf eder. Destan burada biter.

      Bundan sonra ozan duası gelmektedir.