Romantizm (Coşumculuk)

Romantizmle “Aydınlanma Dönemi” özdeş görülmektedir. Fransız Devriminin getirdiği yeni anlayış, sanatçıların da kendilerini özgürce anlatmalarına olanak sağlamıştır. Romantizm akla karşı duyguyu, seçkin sınıfa karşı halkı, süslülüğe karşı doğallığı, kurallara karşı kuralsızlığı işler. Yaratıcısı, esin kaynağını antik dünyanın klâsik kültür yapıtlarından değil, kişinin kendinde, duygularda ve düş gücünde bulur.

Romantizmde sanatsal başarı, kişinin kendini anlatmasında, hatta kişiliğinin çok belirgin bir parçasını yani duygularını dile getirmesindedir. Romantizm sadece bir sanatsal anlatım biçimi olmamış aynı zamanda bir düşünce biçimi de olmuştur. Klâsisizm gibi romantizm de ilk olarak Fransız yazınında görülmüştür. En önemli katkı ise Victor Hugo’dan (1802 – 1885) gelmiştir. Fransız romantizmin bildirisi olarak kabul edilen ve Cromwell adlı oyununa yazdığı önsözde “sanatta özgürlük” görüşünü açıklamıştır. Diğer bütün romantiklerden söz ustalığı ile belirgin olarak ayrılmıştır.
Romantizmin sürekliliği, kendinden öncekilere oranla daha belirgin olarak, düzyazı alanında görülmüştür. İlk kez Madame de Stael Edebiyat Üzerine adlı yapıtında, “kurumların ve geleneklerin değişimleri” ilkesine dayandırarak “eleştiri” kavramına yeni bir boyut kazandırmıştır. Düzyazının yanı sıra şiir, roman ve tiyatro örneklerinde de romantizmin belirgin özellikleri görülür. Örneğin tiyatroda güncel konular işlenmeye başlanmış, klâsik dönemin biçim kurallarına karşı çıkılarak, tiyatronun yansıtması öngörülen gerçeğin yeniden tanımı yapılmıştır. Fransız Devriminin hazırladığı özgürlük, eşitlik, adalet, yurt sevgisi, dinsel inançlara bağlılık gibi değerlerle donanmıştır.

Coşumculuk yalnızca klâsik anlayışa tepki değil, aynı zamanda insan yaşamının bütün olanaklarını kapsayan bir bilinç değişimidir. Onu bir yazın akımı olarak belirleyen, getirdiği yeni sanat anlayışıyla birlikte kent soylu sınıfın dünya görüşüne koşut biçimde geliştirdiği “birey” kavramı olmuştur. Coşumcu duyarlığın temelinde sanatçının yaşadığı doğa ve toplumu birey olarak algılaması vardır.

Bu akıma Fransız yazınından Victor Hugo (1802-1885), Lamartine (1790-1869), Musset (1810- 1857); Alman yazınından Friedrich Hölderlin (1770-1843), Heinrich von Kleist (1777-1811); İngiliz yazınından Byron (1788-1824), Coleridge (1772-1834), Keats (1795-1821); İtalyan yazınından Manzoni (1785-1873), Pellico (1788-1854), Leopardi (1798-1837); Amerikan yazınından Mellive (1819-1891), Edgar A. Poe (1809- 1849), Whitman (1816-1892); Türk yazınından Namık Kemal (1840-1888), Ahmet Mithat Efendi (1844-1913) örnek olarak gösterilebilir.

TEMEL İLKELERİ

Romantizm, klasisizme tepki olarak doğduğu için, romantizmin özellikleri ile klasisizmin özellikleri arasında tam bir karşıtlık vardır:

1. Hayal ve duygu, akıl kadar gerekli ve önemlidir.

2. Dış dünya, doğa, renkli ve göz alıcı betimlemelerle anlatılır.

3. Kusursuz, genel ve evrensel olan konular değil, özel ve yerel olan konular işlenir.

4. Yunan mitolojisi yerine Hıristiyanlık mucizeleri ve ulusal efsaneler işlenir. Konular, tarihten ya da günlük yaşamdan alınır.

5. Ölüm, acı, aşk, intihar gibi temalar işlenir.

6. Konular işlenirken iyi-kötü, doğru-yanlış, ak-kara gibi karşıtlıklardan yararlanılır.

7. Tiyatroda üç birlik kuralı kaldırılır ve “dram” türü başlatılır. (Dram türünün ilk izleri Shakespeare’de görülür; ama türü yaygınlaştıran romantiklerdir. Bu nedenle, romantizmin kaynağının Shakespeare olduğu unutulmamalıdır.)

8. Toplum için sanat anlayışı benimsenir.9. Sanatçı, yapıtında, kişiliğini gizleme gereği duymaz; olaylara karışır ve iyiden yana tavır alır.

AŞLICA TEMSİLCİLERİ

J.J ROUSSEAU (1712-1778): Romantik bir sanatçı olmaktan çok, bir aydınlanmacıdır. Fransız İhtilali’nin “kalbi” sayılmıştır. Halk egemenliği, eşitlik ve özgürlük temellerine dayanan yeni bir toplum düzeni tasarlamış; bilim ve sanatta ilerlemenin ahlakta ilerlemeyi de birlikte getiremediğini, bu nedenle de ilkel insanın uygar insandan üstün olduğunu savunmuştur. Yapıtları: Toplumsal Sözleşme, Emile, İtiraflar, Diyaloglar…

VOLTAIRE: Romantizm öncesi, aydınlanmacıdır. Kendinden sonraki sanatçıları etkileyen güçlü bir düşünürdür. Yapıtları: Zadig, Candide, Çıraklık Yılları (roman); Seçme Şiirler…

V. HUGO (1802-1885): Romantizmin kurucusu ve kuramcısıdır. Ressamlığının izleri yazdıklarına yansımıştır. Şiirlerindeki ana duygu aşk, doğa, özgürlük, vatan ve insan sevgisidir. Roman ve oyunlarında Fransız toplumunun çeşitli dönemlerini anlatmıştır. Yapıtları: Sonbahar Yaprakları, Akşam Şarkıları, Işıklar ve Gölgeler (şiir); Ruy Blas, Kral Eğleniyor, Cromwell, Hernani (oyun); Sefiller, Notre-Dame’ın Kamburu (roman)…

GOETHE (1749-1832): Şiir, tiyatro, roman ve yaşamöyküsü türlerinde yapıtlar vermiştir. Şiirlerinde, başlangıçta Halk şiirinin olanaklarından yararlanmış, sonra da “hayatfelsefesi”ni işleyen şiirler yazmıştır. Yapıtları: Roma Mersiyeleri, Divan (şiir); Faust, İphigenie Tauris’te, Tasso (oyun); Werther, Wilhelm Meister’in Çıraklık Yılları ve Gezileri (roman)…

A. PUŞKİN (1799-1837): Rus romantiklerin en büyüğüdür. Birçok türde yazmıştır. Hareketli hayatı, yazdıklarının renkli ve canlı olmasını sağlamıştır. Yapıtları: Kafkas Esiri, Bahçesaray Çeşmesi, Çingeneler, Evgeniy Onegin (şiir, manzum öykü), Yüzbaşının Kızı, Dubrovski, Maça Kızı, Biyelkin’in Hikâyeleri (roman, öykü)…

TÜRK EDEBİYATINA ETKİLERİRomantizmin Türk edebiyatındaki en yoğun etkisi Tanzimat döneminde görülür. Çeviriler yoluyla başlayan bu etki, özellikle Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi ve Abdülhak Hâmit’in yapıtlarında göze çarpar.

ANNABEL LEE

Senelerce, senelerce evveldi;

Bir deniz ülkesinde

Yaşayan bir kız vardı, bileceksiniz

İsmi Anabel Lee;

Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten

Sevmekten başka beni.

O çocuk ben çocuk, memleketimiz

O deniz ülkesiydi,

Sevdalı değil karasevdalıydık

Ben ve Annabel Lee;

Göklerde uçan melekler bile

Kıskanırlardı bizi.

Bir gün işte bu yüzden göze geldi

O deniz ülkesinde,

Üşüdü rüzgârından bir bulutun

Güzelim Annabel Lee;

Götürdüler el üstünde

Koyup gittiler beni,

Mezarı ordadır şimdi,

O deniz ülkesinde.

Biz daha bahtiyardık meleklerden

Onlar kıskandı bizi,

– Evet! – bu yüzden (şahidimdir herkes

Ve o deniz ülkesi)

Bir gece bulutunun rüzgârından

Üşüdü gitti Annabel Lee.

Sevdadan yana, kim olursa olsun,

Yaşça başça ileri,

Geçemezlerdi bizi;

Ne yedi kat göklerdeki melekler,

Ne deniz dibi cinleri,

Hiçbiri ayıramaz beni senden

Güzelim Annabel Lee.

Ay gelip ışır, hayalin erişir

Güzelim Annabel Lee;

Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar

Güzelim Annabel Lee;

Orda geceleri, uzanır beklerim

Sevgilim, sevgilim, hayatım, gelinim

O azgın sahildeki,Yattığın yerde seni.

Edgar Allan Poe(Çeviren: Melih Cevdet Anday)